25 Oca 2011

KORKMAYI BİLMEYEN KORKMAZMI?

belliydi bir şeylerin eksik olduğu.
bir boşluk,nasıl? yani herkesde varda bende niye yok? denilecek bir şey değil. Fakat mal,mülk,şan,şöhret,utanma,mahrem,para,boy,güzellik,yakışıklı,çirkinlik sıradan şeyler.öeyle özenilecek,imrenilecek ehem-mühimşeyler değiller.
henüz 7-8- yaşlarında geceleri sokaklarda, bahçelerde duvarlardan atlamak, zifiri karanlıkta el yordamıyla ilerleyerek saklambaç oynamak. Kim saklanmıştı ve neyi arıyordum, kendi elimi göremediğim bir ortamda karanlığın beyazlığını ayna vari yansımasını buldum ruhumun derinliklerinde. kulaklarımda çınlama ses yok,ışık yok, sobe yok. sadece kendim ve beyaz perde içerisinde ve benliğimde eksikliğini gördüğüm iki adım ötede duran gölgem. nasıl olabilirdiki zifiri karanlıkta kendi gölgem beyaz perdede ve onun hareketleri bana aykırı şekilde ben,histe değil. gülsemmi? yoksa ani bir hamle ile yaklayıversem ensesinden ve ayrılma, bırakma beni desemmi? derken kulakları tırmalayan sesiyle hamdi oynamıyorum ya çık artık neredeysen ? ne kadar zaman geçti bilmiyordum. ileriki yıllarda memuriyetimin geçtiği ilk yıllarda balkanlarda sınır köylerinde görev yapmıştım. gerçekten yalnızlığın iliklerime kadar beni sarmaladığı bir yerdi burası ne ulaşım ,ne vasıta,ne telefon,ne bakkal,ne fırın, yok,yok,yok, yokluğun varlıktan kaçtığı hissedilir burada. geceleri kurbağaların vaveylaları, çekirgelerin gıcırdamaları,baykuşların meydan okuması, bir fırtına bir şimşek ve kesilip bir hafta gelmeyen elektrik. susuz çeşmesi,kuru gölü,akmayan deresi,meyvesiz bahçeleri,hu hulara karışan güvercin sesleri barakamın damında. yine başa dönmüştüm geceler karanlık ,soğuk, yalnızlık tarifi olmayan bir acı, balkanların kan donduran kış uzun kış geceleri,ah bir soba olsa yaksam ve ateşine bakarak ısınsam. alevlerine dalıp bulsam o yitik duygumu! üzgünüm  bir soba !!!! yoktu. sabahın olduğunu aydınlıktan değil horozların namelerinden anlardım ve uyku ile uyanıklık arası kapanmış göz kapaklarım açılıverirdi. Altı üstü tamamı 15 haneydi balkan köyü bulgaristanın karşı yamacında Tunca nehrinin berisinde uzunbayırın bağrında bir yerdi, ve yer bitirirdi nice insanları ömürleri,ekinleri....
şimdi izninizle biraz ara verelim çikolatalar sıraya girdiler onlara layık oldukları analizleri yapalım.birazda tadalım.  

Hiç yorum yok: