11 Oca 2011

İLK ÖNCE KİMLER TANIMIŞ ?

Çeşitli kaynaklarda, kakao Ağacı’nın tarih öncesi dönemlerde Orta Amerika’da günümüzün Guyana sınırı yakınlarındaki magdalena bölgesinde yetiştiği konusunda bilgiler yazılıdır. Asıl vatanı Ekvator’un tropikal ormanları olduğu sanılan bu ağacı ilk kez maya’lar bilinçli olarak yetiştirdiler. Daha sonra Axtekler, Kakaoyu mutfaklarda besin kaynağı ve pazarda ‘değişim aracı ‘ olarak kullandılar.
Avrupa ise kakao ile ancak XVI. Yüzyılda tanışabildi. 1525’te Fernand Cortez, yenidünyada imparator montezuma’nın en sevdiği bu gizemli içeceği çok beğendi. Bu yeni lezzeti kendi imparatoru Charles Quentin’e sunmak istedi ve böylece kakao Avrupa’da ilk kez ispanya sarayına girdi.
İspanyollar’ın, kakao çekirdeğinden hazırladıkları ve “Tanrıların içeceği (chocolatl)” adını verdikleri bu içkiyi Avrupa’nın diğer ülkelerinden gizlemeleri sonucu 1606 yılına kadar çikolata tarihinde teknolojik anlamda önemli bir gelişme olmadı. Bu arada önemli nokta var ki, ilk olarak Aztekler’in “chocolatl” adını verdikleri bu besin 19. Yüzyıla kadar sadece içki olarak tüketildi.
İspanyollar, “chocolatl” içkisini hazırlamak için; taş dibeklerde kakaoyu kabuğundan ayırıp, ezilen kakao çekirdeğini, toprak kazanlar içinde, açık ateşte ve küçük alevli öğütücü taş altında akıcı hale getirirlerdi.
Aztekler’in reçeteleri hazırlayanın zevkine (baharatlı, çiçek özlü vb.) göre değişiklik göstermekteydi. Ancak yüzyılın en önemli değişikliği kakao ile şeker ve bal kullanımı oldu. Avrupalılar “chocolatl” içkisinin acı tadını bu değişikliğe kadar sevmemişlerdi. Kakaonun vanilya ve şekerle tatlandırılmış lezzeti İspanyol aristokratlarca çok beğenildi.
17. yüzyılın başlarında İngiliz ve Alman denizciler kakaoyu, “chocolatl” içkisinin sırları ile birlikte ülkelerine götürdüler. 1606 yılında İtalya, kakao ile tanıştı. Fransa sarayı ise, enerji verici hatta afrodizyak özellikleri olan bu içecekten 1615’te İspanya kralı II. Phillippe’nin kızı Anne’nin, XIII. Louis ile evlenmesi sayesinde tanıyabildi. Daha sonra XIV. Louis’in David Chaillou’ya kakaoyu işleme ve satma hakkı vermesi ile ‘çikolata’ tadı damaklardaki yerini aldı.
Fransa Kralının ve saray ileri gelenlerinin bu yeni tadı hemen benimsemelerine karşın, halkın çikolatayı tanıması çok zaman aldı.1778 yılında; kırma ve karıştırma makinesinin icat edilmesi ve Noisel-sur-marne’da ilk fabrikanın kurulması ile çikolata saraydan çıkıp halk ile buluştu.
Yüzyıl ortalarında, ürün bilgisi tüm kıtada gelişmeye başladı ve İngiltere’ye de sıçradı. Sektördeki sanayileşmenin başlangıcı sayılan bu tarihte bile çikolata hala içecek olarak tüketiliyordu. Endüstriyel olarak çikolata üretimi İspanya kaynaklıdır. Ancak 100 yıl sonra Avrupalılar, İspanyadan “çikolata içeceğini” ithal etmeyi bırakıp kendi içeceklerini yapabilmişlerdir. Aztekler dünyaya çikolata içeceğinin, mısır ile birlikte hazırlanmış halini vermişlerdi. Bu zamanda çikolata, önce aroması ve sonra besin olduğu için tüketiliyordu.
18. yüzyılda artık Atlantik’in her iki tarafında da çikolata fabrikaları görünmeye başlandı. Fry and Sons (1728) – İngiltere, Lombart(1760) – Fransa, Prince Wilhelm von der Lippe at Steinhunde(1765)-Almanya ve John Hamon (1765)- Massachusetts(1780 yılında Walter Briker Şirketi oldu)
19.yüzyılda çikolata sektörü, 2 büyük yatırım kapısını açtı, birincisi kakao yağının ve kakao tozunun; kakao liköründen ayrılması. Diğeri ise süt katı maddesinin (süt tozu ) çikolataya eklenmesi ile sütlü çikolatanın keşfi.1876 yılında ilk sütlü çikolata İsviçre’de üretildi.
Bu tarihten sonra çikolata kendine yan sanayiler ( fondan, kuru neyve, karamel, aroma vb.) oluşturmaya devam etti ve günümüzde binlerce değişik çikolata lezzeti ortaya çıktı. İlave maddelerin cinsine göre bu çeşitler sade, sütlü, çeşnili, bitter olarak belli başlı gruplar altında toplanmaktadır. Ancak tüm bu çeşitlerde genelde % 50-60 oranında şeker, %24.3 yağ, %6.3azotlu maddeler, %0,7 teobromin ve %1 oranında su vardır.

Hiç yorum yok: